18/05/2024
Haberler

TAŞ OCAKLARINI TARIMDAN UZAKLAŞTIRMAK LAZIM

Antalya Ticaret Borsası nın düzenlediği “taş ocaklarının tarıma olan etkisi” başlıklı Sektörel Analiz Toplantısı nda yaklaşık 100 mermer ve taş ocağının bulunduğu Antalya da taş ocağı ve maden ocaklarının tarım ürünlerine, tarım topraklarına olan etkisi konuşuldu. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Beslenme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Damızlık Keçi ve Koyun Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, Orman Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Güneş, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Şube Müdürü İbrahim Özçelik, Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Ögke, Gazeteci Yusuf Yavuz un yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

NE PAHASINA OLURSA OLSUN ANLAYIŞI YANLIŞ
ATB Başkanı Ali Çandır, tarımsal üretim yapan üyelerin talebi üzerine taş ocaklarının tarıma etkisini gündeme aldıklarını belirterek, “Antalya Ticaret Borsası olarak bu tip faaliyetlerde ne tümden kabul edici, ne de tümden reddedici bir tavrımız var. Kuralları, şartları yerine getirildiğinde çalışmaların yapılabileceğini düşünüyoruz. Ama kamuoyuna yansıyan bölümüyle her ne pahasına olursa olsun maden, taş çıkarıp ihraç etmek bizi rahatsız ediyor” dedi.
Gelişmiş ülkelerin kentlerin etrafında yeşil kuşak yapmak için çaba sarf ettiğine dikkat çeken Çandır, “Hal böyleyken, bizim bu doğal alanları tahrip etmemiz gelecek nesiller için de, Antalya nın niteliği için de olumsuz. (Antalya turizmin tarımın başkenti) diyoruz, (binlerce endemik bitki çeşitliliğimiz var) diyoruz ama diğer yandan kontrolsüz yapılan maden ve taş ocaklarıyla bunlara zarar veriyoruz. Bu toplantıda umarım pozitif sonuçlar çıkar, bu işin gerek doğaya gerek tarımsal üretime zarar vermeden yapılması için gerekli öneriler çıkar, koşullar sağlanır” diye konuştu.
Mermer ihracatının ağırlıklı blok halinde yapıldığına dikkati çeken Ali Çandır, blok ihracat yapan mermer ocağı firmalarının Burdur bölgesinde tek tek Çinliler tarafından satın alınmaya başladığını, hatta Burdur da Çinrestoranları açıldığını söyledi. Çandır, “Bu işte iki kere iki dört etmiyor, bugün aldığımız artı iki yarın bize eksi bin olarak geri dönecektir” dedi.

ATI ALAN ÜSKÜDAR I GEÇTİ
Moderatör Prof. Dr. Mustafa Sarı, maden için gerekli ruhsatları alan yatırımcının işletme izni için ÇED’e ihtiyaç duyduğunu belirterek, “İşletmelerin bir çoğu 24,4 hektar alan ister. 25 hektar isterse ÇED çalışmasına tabi olacaktır. Çok özür dileyerek söylüyorum bu yasayı tamamen arkadan dolanmaktır. Burada işletmelerimiz 24 rakamından yola çıkar, işletir, daha sonraki dönemde ilavesini isterler” diye konuştu. Sarı, mevzuattaki bu boşluğu fark eden devletin izin verilen alanların tümünü dikkate almaya başladığını, ancak bundan geç kalındığını ifade ederek, “Bu zamana kadar atı alan Üsküdar ı geçti. Çevre tahribatına olan oldu” diye konuştu.

ISLAH EDİLEN ALAN GÖRMEDİM
Taş ocaklarının tahrip ettikleri alanlarla ilgili mevzuatta çok açık hükümler olmasına rağmen, 30 yıldır rehabilite edilen tek bir alan görmediğini bildiren Sarı, “Çoğunluğu rehabilite edilmeden bırakılmaktadır. Ayrıca, mıcır, kalker ve mermer çıkarılan alanlar ıslah edilmesi mümkün olmayan yerlerdir. Oraya dışarıdan .binlerce ton toprak getirerek rehabilitasyon sağlanabilir” dedi.

ÜRETİM BÖLGESİ SEÇİLMELİ
Prof.Dr. Sarı, taş ocaklarının faaliyetlerini durdurması halinde Antalya nın konut sektörü açısından etkilenilmeyeceğini kaydederek, “Madenler lehine konuşan olmadığını düşünmeyin. Sadece bir gün birisi evinizin kapısını söküyor olarak düşünürseniz toplumsal tepkiyi anlayabilirsiniz. Madenlerin üretimi çok önemlidir tabii ki ancak üretim bölgesinin seçimine dikkat edilmeli” değerlendirmesinde bulundu.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Şube Müdürü İbrahim Özçelik, madencilerin ÇED almamak için bu yolu kullandığını doğruladı. Antalya’da faaliyette olan 25-30 arası taş ocağı, 50-60 kadar da mermer ocağı olduğu bilgisini paylaşan Özçelik, “Antalya’da toplam 100 civarı mermer ve taş ocağı var. Ortalama alan büyüklükleri 20-25 hektar arası. Hemen hemen yüzde 90’ı böyle. Bu yönetmeliğin maddesi olduğu için bunu kullanmak istiyorlarsa siz de ona ‘yapamazsın’ diyemiyorsunuz” şeklinde konuştu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü nden Ziraat Mühendisi Dilek Taşgın, taş ocaklarına zeytin üretimi açısından bakabildiklerini belirterek, “Zeytinlik çevresinin 3 kilometre yakınına taş ocağı açılmasına izin vermiyoruz. Ancak 3 kilometreden uzaksa izin veriyoruz. Yetki çerçevemiz bu kadar. Biz izinleri bu kapsamda değerlendiriyoruz” dedi.

Antalya Orman Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Güneş, yasaların uygulanmasında noktasında sıkıntı olmadığını ifade ederken, “Sıkıntı çıktığı zaman taraflar müdahil olabiliyorlar. Yasaların güncellenmesi söz konusu. Arazi kullanım planlarımızda ciddi eksiklik var. Arazi kullanımlarının net şekilde ortaya konulsa süreç ilerler ve problemler bertaraf edilir” dedi.

TAŞ OCAKLARINI TARIMDAN UZAKLAŞTIRMAK LAZIM
Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Taş ocaklarından çıkan tozun meyveciliği, açık arazideki sebzeyi tartışmasız tahrip ettiğini belirterek, “Bunu defalarca dile getirmemize rağmen sonuç alamadık. Taş ocakçılığı elbette ekonomik bir faaliyet, yok sayamayız. Ancak tarımdan taş ocaklarını uzaklaştırmak lazım” dedi.Madencilik faaliyetlerinde ruhsat işlemlerinin Ankara da gerçekleştirildiğini ve yerel dinamiklerin dikkate alınmadığını söyleyen Alp, taş ocaklarıyla ilgili kararların yerel yönetimler tarafından alınması gerektiğini vurguladı.

MERMERİ İŞLENMİŞ SATALIM
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Dinç, inşaatlarda kullanılan betonun ve yolun maddesinin kırma taş olduğunu belirterek, bunun kullanımının yaygınlığına dikkat çekti. Çıkarılan mermerin ham madde olarak satıldığını, bunun ihracat değerinin tonda 160-200 dolar düzeyinde olduğunu söyleyen Dinç, mermerin işlenmiş mamul halde satılmasının madenlerin hızlı tüketilmesinin önüne geçeceğini kaydetti.

KEÇİLERİN ALANI DARALDI
Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, bir köye taş ocağı ruhsatı verildikten sonra çobanların kullanım alanlarının imha edildiğini belirterek, ” O taş ocakları yerleştiklerinde dağın yamacındaki sahaları imha ederek bizim otlak sahalarımızı yok ediyorlar. Birçok bölgede, tapulu arazileri çıkardıkları mermer kütlelerini yerleştirerek işgal ediyorlar. Bir keçinin ya da sürünün, bir köyün çobanlarının, hiçbir hayvancılığın o köye maden ocağının verdiği zararın onda birini vermeyeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

ARILAR DA TOZDAN ETKİLENDİ
Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Ögke, taş ocaklarının, tozdan dolayı arılarda kalıcı hasarlar bıraktığını kaydetti. Doyran patlıcanın ocaklardan çıkan tozdan etkilendiğine dikkat çeken Ögke, “Saklıkent’te 5 mermer ocağı var. Saklıkent’te bin yıllık ardıçlar her gün molozla örtülüyor. Doyran’da 9 kum ocağının ruhsatını iptal ettirdik. O ocaklar durduğu için şu an Doyran patlıcanı dünyada marka, yoksa o marka da kaybolacaktı” dedi.

Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Cumhur Güngöroğlu, Orman Genel Müdürlüğü’nün çıkardığı yönetmeliklerle mevzuatta çatışma olduğunu belirterek, “Taş ocakları ormanlık sahalarda üst havzalarda, havza bazında düşünülmediği için altta tarım arazilerini de meraları da etkiliyor. Kayıplar ortaya çıkıyor. Toz meyveciliği ve ormanda büyümeyi azaltıyor” dedi.

ALAN PLANLAMASI YAPILMALI
Çevre haberleri yapan gazeteci Yusuf Yavuz, taş ve mermer ocaklarının bölge tarımına verdiği zararın boyutlarına dikkat çekerek, sorunun çözümü için Türkiye’de bir an önce alan planlamasına geçilmesi gerektiği kaydetti.

Elmalı Akçeniş Köyü nden Hüseyin Tanal, taş ocağının Aleviler için kutsal Dur Dağı nı parçaladığını belirterek, bölgedeki tarımsal faaliyetlerin de taş ocakları nedeniyle olumsuz etkilendiğini söyledi.