18/05/2024
Haberler

TARIMDA SEFERBERLİK BORSA’DA KONUŞULDU

“TARIMA İTİBAR KAZANDIRALIM”

Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım Konseyi ve Dünya Gazetesi ortaklığıyla Borsa toplantı salonunda “Tarımda Seferberlik” konulu “Tarım Sohbetleri” toplantısı düzenlendi. Moderatörlüğünü Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın yaptığı, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, TED Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Çakmak, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın konuşmacı olarak katıldığı Tarım Sohbetleri’ne, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül, Cüneyt Doğan, Süleyman Ersan, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Özen, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, ANSİAD Başkan Yardımcısı Lütfi Göbüş ile tarım sektörü paydaşları katıldı.

TARIMIN SORUNU GÜNÜBİRLİK TEDBİRLERLE ÇÖZÜLEMEZ
ATB Başkanı Ali Çandır, tarımın sorunlarının günübirlik tedbirlerle çözülemeyeceğini belirterek, “Mutsuzluğa karşı savaş açma isteği oluşuyor. Savaş durumunda da seferberlik ilan edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugün toplantımız bu formatta başladı ama bunun devamı gelecek. Sizlerin katkılarıyla bu toplantıları geliştirmek istiyoruz. Katılımınız nedeniyle teşekkür ediyorum” dedi.

TARIMA İTİBAR KAZANDIRALIM
Toplantının moderatörü Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, ATB Başkanı Ali Çandır’ın meclis konuşmasında “tarımda seferberlik başlatmalıyız” dediğini anımsatarak, yaşadığımız sorunların günübirlik önlemlerin ötesinde daha geniş kapsamlı, kısa, orta ve uzun vadeli program ve çalışma çerçevesinde çözülebileceğini ifade ettiğini belirtti.
Yıldırım, “Buna katkıda bulunmak üzere buradayız. ’Seferberlik’ kaynakların topyekün seferber edilerek tarıma daha çok dikkat çekmeyi ifade ediyor. Tarım biraz sonuçlar üzerinden tartışılıyor. Nedenleri bir tarafa bırakıp fiyatı tartışıyoruz. Fiyat aslında bir sonuç. Sizin uyguladığınız politikaların sonucu böyle bir sorun çıkıyor. Yüksek girdi maliyetlerini çok fazla konuşmuyoruz, üretim planlamasını konuşmuyoruz, dış ticaret ve pazarlamada ciddi sıkıntılar var bunların yerine fiyat odaklı tartışma yaşanıyor” diye konuştu.

TARIM DUBLE YOLDAN ÖNEMLİ
Tarıma itibar kazandırılması gerektiğini belirten Ali Ekber Yıldırım, “Tarımı yapanların bu mesleğin itibar işi olduğunu bilmesi gerekiyor. Duble yollar, köprüler, barajlar ne kadar önemliyse tarımın bunlardan daha önemli olduğunu hem bizi yönetenler hem toplumun benimsemesi gerekiyor” diye konuştu.

Mesleklerle ilgili araştırmayı katılımcılarla paylaşan Ali Ekber Yıldırım, “126 meslek arasında birinci sırada en geçerli meslek tıp doktoru iken, ikinci sırada üniversite profesörü, üçüncü sırada hukukçu yer alıyor. Çiftçilerimiz 53. sırada yer alırken, tarım işçileri 114’üncü sırada yer alıyor. Son iki sıra falcı ve dansöz bulunuyor” dedi.

TARIMA BAKIŞ AÇISI DEĞİŞMELİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan son görüşmede domatesin gündeme geldiğini ve Putin’in “ben kendi tarımımı geliştirmek istiyorum” dediğini anımsatan Yıldırım, “Tarıma bakış açımızı değiştirip, tarımı önemseyip tarım seferberliğini bu gözle değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın 58 ilde 796 üreticiyle yüz yüze yapılan bir anketinde tarımın sorunlarının sorulduğunu kaydeden Yıldırım, girdilerde pahalılık, dışa bağımlılık, ürün fiyatlarının düşük olması, arazilerin küçük parçalı olması, örgütlenmenin zayıf olması, uygun sayı ve fiyatta işçi bulamamak, bilinçsiz üretim, bankalardan kredi temininin sorunlar arasında ilk sıralarda yer aldığını kaydetti. Tarım politikalarındaki istikrarsızlığa dikkat çeken Yıldırım, “Bu da önemli bir sorun bakan değişse bile değişen tarım politikamız var” dedi.

İHRACATI ÖTELEME POLİTİKASI YANLIŞ
Hükümetin milli tarım politikası adı altında yeni bir politikası olduğunu belirten Yıldırım, ”Uygulamayla yazılanlar yine çelişkili. Bugüne kadar ürün fiyatı artınca ithalat yapar ürün fiyatını düşürürsünüz politikası uygulanıyordu. Şimdi ilk kez ihracatı öteleme, engelleme gibi bir durum ortaya çıktı. ‘İvan ucuza yiyeceğine Hasan ucuza yesin’ gibi yanlış bir uygulama ortaya konuyor” diye konuştu.

HEDEFLERE ULAŞMAK HAYAL
Türkiye’nin tarımla ilgili 2023 hedefleri olduğunu anımsatan Yıldırım, “Hedef, 150 milyar dolar gayri safi milli hasılaya ulaşmak, 40 milyar dolarlık ihracat, 8.5 milyon hektar sulanabilir alana ulaşmak. Bugünkü büyüme, çalışmalarla yapılanlara baktığımızda bu hedeflere ulaşılması hayal. Tarımın her sene yüzde 16 büyüme yakalaması gerekiyor ki hedeflere ulaşılabilsin. Bir yandan 40 milyar dolar ihracat diyoruz, bir yandan da ihracatı ötelemeden bahsediyoruz. Bu mümkün görünmüyor” diye konuştu.

9 İNSANDAN BİRİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR
FAO Temsilcisi Dr. Ayşegül Selışık, dünyada 9 insandan birinin açlıkla mücadele ettiğini belirterek, “Bir iyileşme var ama hala 800 milyon insan kronik açlık yaşıyor, vitaminlerden mahrum besleniyor” dedi. 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara ulaşmasının beklendiğini belirten Selışık, insanların beslenmesi için tarımsal üretimin yüzde 50 artırılması gerektiğine dikkat çekti. Selışık, “Dünyada kırsalda yaşayanların 700 milyonu ciddi yoksulluk çekiyor. 2 milyardan fazla insan mineralli besinlerden faydalanamıyor. Ülkemizde 1 milyon insan obez tehdidi altında. Hem açlık, üretilen gıdaların israfı söz konusu. Dünyada 2.5 milyar çiftçi doğal afetlere karşı korumasız” diye konuştu.

KIRSAL KALKINMA İÇİN GIDA GÜVERLİĞİ
Kırsalda kalkınmayı gerçekleştirmek için gıda güvenliğinin koruma altına alınması gerektiğini söyleyen Ayşegül Selışık, “Eğer önlem alınmazsa 2030 yılına gelindiğinde yetersiz beslenme oranı artmış olacak. BM raporuna göre sürdürülebilir bir tarım sağlanamaz bu gidişle. Küçük çaplı çiftçilerin daha fazla üretmesi, fosil yakıt kullanımı azalması, biyoloji çeşitliliğin korunduğu gıda sistemlerine geçmeye ihtiyaç var. Bu konuda çiftçilerin örgütlü bir yapıda, desteklenmesi, tarımda yatırım ve çevre koruma tedbirlerinin alınması gerekiyor” diye konuştu.

TED Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Çakmak, Antalya Ticaret Borsası nın tarımda seferberlik kavramına dikkat çekerken “Tarımda gerçekten bir seferberliğe ihtiyaç var ama ne yapabiliriz konusunda bir şey yok” dedi. Çakmak, tarımda her türlü fırsatlardan yararlanma durumunun etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Tarımda veri, data ve bilgi gibi kavramların geçmişte kullanılırken günümüzde kullanılmadığını söyleyen Çakmak, tarımda bilgiyi kurumsal bir ağ içine alacak çalışmaların olmamasından yakındı. Günümüzde tarım ile ilgili verilerin kalitesinin düştüğünü de söyleyen Çakmak, “Bu sistemde verimliliği başka türlü artıramazsınız kısa vadeli düşünmelerle bu iş olmaz. Geleceğe doğru yatırım yapılması lazım. Tarımı iktisadi bir analize tabi tutmak zorundayız. Veri üretiminde kalite acayip azaldı. Özellikle tarımda verilerin kalitesi, kişi başı gelirle yarışacak düzeyde değil. İyileşeceğine daha da çok kötüleşiyor” diye konuştu.

REÇETEYİ VERDİ
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, hükümetler değiştikçe bakanlar değiştikçe değişen bir tarım politikası olduğunu belirterek, gerçek milli tarım politikasına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uysal, “Biz artık tarım konusunda, gelecekte ne olacağına dikkat ederek strateji geliştirmeliyiz. Avrupa nın tersi bir üretim var bizde. Biz yıllardan beri et meselesini konuşuyorsak demek ki hala bir şey yapamamışız. Hükümet değiştikçe, bakan değiştikçe değişen tarım politikasının bize yararı yok ” diye konuştu.

Köyden kente kaçışa dikkat çeken Yaşar Uysal, “Hala şehir hayatına uyum sağlayamadık. Çiftçi ile tüketici arasındaki zincir tartışmalı hale geldi. Ürünlerde çok ciddi bir sağlık sorunu var” dedi.
Tarımdaki örgütlenmenin kötü örneklerle dolu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yaşar Uysal, “Türkiye nin büyüme stratejisini değiştirmemiz lazım. Çözüm budur. Türkiye artık sıcak paraya bağlı büyüme modelini bir kenara koyup üretici endeksli bir politika geçmesi gerekiyor. Kayıt altına alınmış bir ekonomiye ihtiyacımız var. 2001 den bu yana tarım sayımı yapılmadı. Tarım haritasının ortaya çıkarılması lazım. Kırsal kesimde örgütlenmelerin olması şart. Tarımsal örgütlenmede bağımsız bir model oluşturulması gerekiyor. Çiftçilerin ucuz ürün girdisi ve pazarlamasının sağlanması lazım” diye konuştu.

Tarımsal üretimdeki bilginin önemini vurgulayan Uysal, “Tarımsal üretimde bilgi olmazsa işimiz oldukça zor olur, Dünyada en önemli girdi bilgi. Türkiye sanayicisini, çiftçisini makroekonomik politikalarla üreticilerinizi koruyamazsınız. Makroekonomik politikanın değişmesi lazım” dedi.

Türkiye’nin stratejik ürünlerini belirlemesi gerektiğini kaydeden Uysal, coğrafi işaret kullanımının artırılması gerektiğini vurguladı. İyi eğitilmiş çiftçinin üretim için önemini vurgulayan Yaşar Uysal, tarım meslek liselerinin gündeme gelmesi gerektiğini ifada etti. Destekleri gerçek üreticilerin alması gerektiğini söyleyen Uysal, “Üretim temelli destek verilmeli” dedi. Girdi tedariki ve ürün pazarlamasının aynı örgüt tarafından yapılması gerektiğini söyleyen Yaşar Uysal, tarımda müstakil bir örgütlenme modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.

Tarım ve ekonominin kayıt altında olmadığını söyleyen Uysal, “Türkiye artık sıcak paraya bağlı büyüme modelini bir kenara koyup üretici endeksli bir politika geçmesi gerekiyor. Kayıt altına alınmış bir ekonomiye ihtiyacımız var. 2001 den bu yana tarım sayımı yapılmadı. Tarım haritasının ortaya çıkarılması lazım” dedi.