18/05/2024
Haberler

ATB YILIN İLK MECLİSİNİ YAPTI

Antalya Ticaret Borsası (ATB) yılın ilk meclis toplantısını Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında gerçekleştirdi. Yönetimin 1 aylık çalışması hakkında meclis üyeleri bilgilendirilirken, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomiye ve gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu. “Benzerini bir daha hiçbir şekilde yaşamak istemediğimiz bir yılı geride bırakıp, yeni bir yıla girdik” diyerek konuşmasına başlayan Çandır, 2017`in 2016`yı aratmamasını diledi. Çandır, “Bunu sağlamak için temenni, istek ve dua gereklidir ama yeterli değildir. Mutlaka daha çok çalışmak, geçmişteki hatalarımızdan ve eksiklerimizden gerekli dersleri çıkarmak şarttır” diye konuştu.

TARIMDA KAN KAYBI ARTIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu`nun 12 Aralık’ta ekonomik büyüme rakamlarını hesaplama yöntemini ve veri derleme kaynaklarını değiştirdiğini anımsatan Ali Çandır, “Son 15 yıl içerisindeki tek küçülme yılımız olan 2009 yılını da başlangıç yıl olarak kabul etti. Buna göre de 2015 – 2016 yıllarına ait büyüme rakamlarını açıkladı. Bundan sonraki büyüme rakamları da aynı yöntemle hesaplanacaktır. Uzmanlar bu yöntemle ilgili tartışmalarını sürdürüyorlar. İlan edilen büyüme rakamlarına baktığımızda, tüm sektörler içerisinde sadece tarım sektörü son dört çeyrektir art arda, şiddeti artarak, küçülmektedir. 2015 yılı son çeyreğinde yüzde -3.6 olan tarımdaki küçülme; 2016 yılı 1. ve 2. çeyreğinde yüzde -5.6 küçülmeye, 3. çeyreğinde ise yüzde -7.7 küçülmeye uğramıştır. Yani tarımdaki küçülme ve kan kaybı gittikçe artmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Tarımdaki kan kaybını resmi rakamların ötesinde hissedildiğini anlatan Çandır, şunları kaydetti:
“Tarımsal üretim ve ticaret ile Antalya’mızın içinde bulunduğu bu küçülme girdabından çıkışı için çözüm önerilerimizi, en somut haliyle hükümetimize yazılı olarak sunduk. Onların gösterdiği duyarlılıktan da memnunuz. Türkiye geneli için almış oldukları tedbirlerin, yararlı ama bizim yaralarımıza merhem olmaya yetmediğini de ifade ediyoruz. Eminim ki, Antalya Yaklaşımı önerimiz eninde sonunda hükümetimiz nezdinde de dikkate alınacaktır. Tarımsal üretim ve ticaretin son 15 yıl içerisinde nispi olarak geriye düşmesinden ve özellikle 2010 yılından itibaren bu geriye düşmenin hızlanmış olmasından artık sadece biz muzdarip değiliz. Son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu yöndeki açıklamalarına baktığımızda, gelecek için umutlanmaktayız.”

TARIMI GÜNAH KİÇİSİ İLAN ETMEYİN
Tarımın, tüketici enflasyonunu yükselttiği gibi yanlış bir algı oluşturulduğunu kaydeden Çandır, şunları kaydetti:
“Aylardır bunun gerçek olmadığını TÜİK rakamlarıyla açıklıyorum. 2003 ve 2010 baz yılı hesaplamalarıyla tüketici ve üretici enflasyonlarının sektörel eğilimlerine ve bunların enflasyon üzerindeki etkilerini analiz ettik. Gördük ki, tarımın üretici ve tüketici tarafında da enflasyon üzerindeki etkisi yükseltici olmaktan çok daha fazla frenleyici ve düşürücü etkisi olmuş. Mesela son 12 yılın sadece 3’ünde (2007, 2008 ve 2011) tarım, tüketici enflasyonunu yükseltirken, 7’sinde frenleyici ya da düşürücü etki yaratmıştır. Gerçek bu iken hala tarımın, enflasyon üzerinde yükseltici etkisi vardır demek, tarımı en hafif ifadeyle günah keçisi ilan etmektir. Eğer gerçek bir enflasyon yükselticisi aranıyorsa, yurtdışı üretici endeksine bakılmasını tavsiye ederiz. Tarımsal üretim ve ticaret işi uğraşan bizler; bir taraftan son yıllarda şiddeti giderek artan ölçüde küçülmek zorunda kalırken, diğer taraftan da haksız kazançlarla enflasyonu azdıran kesim olarak gösterilme çabalarından gerçekten rahatsızız. Çünkü ne yaptığımızı ve yaşadığımızı biliyoruz.”


TARIMIN KAZANCI YÜZDE 70 ERİDİ
Resmi rakamlarla tarımın durumunu özetleyen Ali Çandır, özellikle son 7 yıldır tarım kesiminin reel kazancının yüzde 70 oranında eridiğini vurguladı. Çandır, “Yani hem küçülmek zorunda kalmışız, hem reel kazancımız erimiş hem de gerçek dışı olarak enflasyonun baş sorumlusu gösteriliyoruz. Bunlar bizi üzüyor ve kendimize kızıyoruz. Demek ki derdimizi, kendimizi ve gerçekleri iyi anlatamıyoruz ya da sektör olarak böyle bir ses oluşturamıyoruz diye…” diye konuştu.

Antalya’nın ihracat performansının da bu durumu teyit ettiğini söyleyen Ali Çandır, “Tüm zamanların genel ihracat rekorunu kırdığımız 2013 yılından bu güne ihracatımız yüzde 16 düşmüştür. Bu düşüş, ülkemiz ihracatındaki düşüşün iki katıdır. Yani Türkiye 1 kaybederken, biz 2 kaybeder duruma gelmişiz. Tarımsal ihracatta da benzer bir eğilim bulunmaktadır. Türkiye rekoru olan 2014 yılı tarımsal ihracatına göre 2016 yılında yaşanan yüzde 21’lik düşüşe karşılık, Antalya tarımsal ihracatının rekoru olan 2013 yılına göre yüzde 38’lik bir düşüş yaşamış durumdayız. Zaten ihracatta yapısal bir sorunumuz var. O da Antalya genel ekonomik göstergelerle Türkiye’nin yaklaşık yüzde 3’ü civarındayken, İhracattaki payımız yüzde 1 bile değildir ve bu giderek daha da düşmektedir. Bu olumsuzlukların nedenlerini önce kendimizde aramalı, sorgulamalı ve daha etkili çalışmanın yollarını bulmalıyız. Yoksa başkalarını sorumlu tutma kolaycılığı ile alınabilecek bir mesafe yoktur. Gerçekleri görmeden ve üzerinde çalışmadan, kalıcı çözümler üretilemez, ancak “mış” gibi yapılabilir” değerlendirmesinde bulundu.

CAMDAKİ ÇATLAK KIRILINCAYA KADAR DEVAM EDER
Meclis konuşmasında ticarette itibarın önemine vurgu yapan ATB Başkanı Çandır, şunları kaydetti:
“Bir gerçek ya da tüzel kişinin veya kesimin, erimesine ve nihayet yok olmasına asla izin vermemesi gereken konuların başında itibar gelir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki itibar, camdaki çatlak gibidir. Bir kez çatladı mı? Kırılana kadar devam eder. Artık sektör olarak hep birlikte gelin tarımın itibarını koruyalım ve artıralım. Hiç olmazsa bu yönde doğru çabalar sarf edelim. Yıllardır ifade ediyoruz tarım, her ülkenin stratejik sektörüdür. Tabii bizde de öyle olmalıdır. Bunu tanımlamaktan ve gereğini yerine getirmekten asla taviz vermemeliyiz. Eminim ki, sektör olarak itibarımızı, hak ettiğimiz yere çıkarma yolunda çalıştığımızda, bugün çözmekte zorlandığımız pek çok sorunumuzu etkili ve kısa süre içerisinde çözer hale geleceğiz. Bunu başarmanın yolu, birlikte hareket etmekten geçmektedir.”

BORCUNA SADIK ANTALYA
Antalya’nın bankacılık dünyasında borcuna sadık iller listesindeki seçkin yerini tüm zorluklara rağmen hala koruduğunu bildiren Çandır, “Çünkü genel ekonomik büyüklükteki payımıza yakın oranlara sahibiz. Bu yüzden olsa gerek bankacılık sistemi Kasım, 2016 yılında, bir önceki yılın aynı dönemine göre Antalya kredilerini yüzde 16 artırırken, Türkiye ortalamasını yüzde 1 kadar artırmıştır” dedi.

İŞSİZLİKTE ORTALAMANIN ÜZERİNDEYİZ
TÜİK`in Türkiye’nin resmi işsizliğini yüzde 11.8 ve genç işsizliğini de yüzde 21.2 olarak açıkladığını anımsatan Ali Çandır, “Bu oranlar gittikçe yükselen ve son yılların rekoru olan rakamlardır. Ancak Antalya’nın işsizliği genel ortalamadan da yüksektir. Bunun boyutlarını görmek bakımından bir örnek vereyim, 2010 yılında Türkiye’nin işsizliği içindeki Antalya’nın payı yüzde 2.5’un altındaydı. 2016’da bu oran yüzde 3.5’a yaklaşmıştır. Yani toplam işsiz sayısı içindeki payımız hızla artmaktadır. Bunda insanlarımızı tarımdan caydırmanın çok büyük bir etkisi vardır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ve Türkiye Odalar Birliği Başkanımızın birlikte açıkladığı; üniversiteden yeni mezunların istihdam edilmesi halinde sağlanacak desteklerin, bu derdimize çare olmasını diliyorum” diye konuştu.

Çandır, Meclis üyeleriyle hükümetin istihdamla ilgili aldığı kararları paylaşırken, uygulamalardan yararlanılmasını diledi. Çandır`ın paylaştığı kararlar şöyle:
“Aralık 2016 ve Ocak-Şubat 2017 aylarında ödenmesi gereken SGK primleri faizsiz olarak Ekim-Kasım-Aralık 2017’ye ötelenecek. Orta ve yüksek teknolojili sektörlerde yeni istihdam sağlayacak işverenlere bir yıl boyunca asgari ücretin yarısı, ikinci yılda ise yüzde 25`i kadar destek verilecek. Başta İşbaşı Eğitim Programı olmak üzere İŞKUR programları ile 500 bin kişi özel sektörde istihdam edilecek. Üniversiteden yeni mezun olanların istihdam edilmesi halinde bir yıl boyunca bu çalışanların ücretinin yüzde 50`si desteklenecek. İşverenin bir yıl boyunca istihdam edip eğittiği personelinin, parasını devlet verecek. Günlük 50 TL + sigortası devlet tarafından karşılanacak. Bir yıl çalışmanın sonunda istihdam şartı yok. Ancak bir yıl emek verdim ben artık bu elemanı istihdam edeyim dersen 42 ay sigorta işveren primi ödenmeyecek.”

2017`DE REKOR KIRALIM
Çandır, Meclis konuşmasında 2017`nin iyi geçmesi dilerken, “Yaşadığımız tüm olumsuzluklardan ve kayıplarımızdan gerekli dersleri çıkararak 2017 yılında; üretim, ticaret, ihracat ve katma değer yaratma konularında rekorlar kırdığımız dönemleri yakalayıp geçmeye odaklanmalıyız. Bunu sağlayacak bir tempoyu yakalama arzusuyla, 2017 yılının hepinize, sevdiklerinize ve ülkemize huzur getirmesini dilerim” diye konuştu.

TÜRKİYE KAZANSIN
Antalya Ticaret Borsası Meclisi`nde sektörel konular da gündeme geldi. Nisan ayında referanduma gidilmesi planlanan anayasa değişiklik maddeleri meclis üyelerine dağıtılırken, Çandır, “Umuyoruz referandum sonunda Türkiye kazanır” dedi.

SORMA VER PARASI OLMASIN
Ali Çandır, 250 bin TL sermayesi olan anonim şirketlerin hukuk danışmanlığı zorunluluğunu gündeme getirirken, bunun şirketlere yük getireceğini kaydetti. Çandır, şirketler için hukuk danışmanı ihtiyaç mıdır değil midir bunun tartışılması gerektiğini belirterek, bir şirketin farklı alanlarda aynı avukata danışma şansının olmayacağına vurgu yaptı. Çandır, sistemin bu haliyle “sorma ver parası”ndan öteye gitmeyeceğini belirtirken, uygulamanın talepler doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesini istedi.

TARIM ENFLASYLONU DÜŞÜRÜYOR

Enflasyonun yüksek çıkmasında tarım ürünlerinin suçlu gibi gösterildiğine dikkat çeken Çandır, “Enflasyon sepetinden tarımı çıkarsınlar buna bile razıyız. Sepetten tarımı çıkarırlarsa enflasyon yüzde 10`ları buluyor. Tarımın suçlu gösterilmesinden özellikle yaş meyve sebzeci arkadaşlar rahatsız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın tarlada 1 Lira olan domatesin sofrada 7 Lira açıklamasını anımsatan ATB Başkanı Çandır, “Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade etti. Tarlada 1 lira sofrada 7 lira algısını aşmamız gerekiyor” dedi.

Meclise domates çeşitleri getirdiklerini belirten Çandır, “Önümüzde 5-6 çeşit domates var. Bunların hepsinin üreticiden çıkış fiyatı farklı. Örnek verirsek; X marka otomobil galerisine gittik çeşitli sektörlerde ayrı marka arabalar var. Hepsinin fiyatı farklı. X marka araba burada şu para İstanbul`da bu para diyebilir miyiz? 1 liralık domates var 5 liralık domates var. Dolayısıyla Antalya halinde satış fiyatı 1 lira olan domatesin İstanbul`daki satış fiyatı 2,60 Lirayı buluyor olması normal. Domatesin buradan oraya gitme maliyeti var. Bunun 1.60 TL`ya satılması mümkün değil. Dolayısıyla bu algıyı düzeltmemiz gerekiyor” diye konuştu.

KOMİSYONCUNUN KAZANDIĞI PARA BELLİ
ATB Yönetim Kurul Üyesi Cüneyt Doğan, domates fiyatlarının yüksek olmasından haldeki komisyoncuların sorumlu tutulduğunu belirterek, halde komisyoncunun aldığı kazanç oranı belli; yüzde 8. Bunun üzerine komisyoncular çıkamıyor. Masraflar çıkınca da komisyoncunun eline yüzde 4-5`lik bir para kalıyor. Bizim suçlu ilan edilmemiz son derece yanlış” dedi.

Yansıtılan fiyattaki yüksekliğin çeşitten kaynaklandığını söyleyen Doğan, “Önemli olan hangi domates çeşidinin İstanbul`da 7-8 liraya satılıyor olması. Antalya halinde 1 liraya da 5.5 liraya da domates var. Domatesin ambalaj, nakliye işçilik gibi maliyetlerini bu rakamların üstüne koyduğumuzda fiyat belli ölçüde artıyor ama 1 liralık domates 7-8 liraya çıkıyor algısın yanlış. 5.5 liraya halden çıkan domates masraflarla 7-8 lirayı bulabilir. 1 liraya alınıp 7 liraya satılan bir ticaret yok” diye konuştu. Marketlerin de belli bir kar payı ve masrafla domatesin fiyatını artırdığını belirten Doğan, “Denetim yapılacaksa marketlere de yapılsın” dedi.