18/05/2024
Haberler

ATB TARIM SOHBETLERİ`NİN KONUĞU TARİHÇİ YAZAR GİRAY ERCENK

Antalya Ticaret Borsası`nın düzenlediği Tarım Sohbetlerinin konuğu Araştırmacı Yazar Tarihçi Giray Ercenk oldu. ATB Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB meclis, komite üyelerinin yanı sıra davetlilerin katıldığı Tarım Sohbetleri`nde Ercenk, “Dünden Bugüne Antalya`da Tarım” başlıklı konuşmasında eski Antalya`yı anlatırken, Antalya Ticaret Borsası`nın tarihi hakkında da kısa bilgi verdi.
Akdeniz çanağının önemli parçası olan Antalya`da buğday üretiminin önemini vurgulayan Ercenk, “Antalya 3 aşamada buğday hasadı yapılabilen bir bölge. 4 ay boyunca buğday hasadı yapılan bir coğrafyadayız” dedi. Roma İmparatorluğu`nun 3 silosu olduğunu, bunlardan birinin Tunus`ta birinin de Demre`de olduğunu belirten Ercenk, “Andriake limanındaki siloyu Elmalı ve çevresindeki buğday üretimi besliyor” dedi.

OVALARI BATAKLIKTAN CUMHURİYET KURTARDI
Antalya ovalarının bataklıktan Cumhuriyet döneminde kurtulduğunu belirten Giray Ercenk, “Tarımın sıçrama yaptığı çağ Cumhuriyet dönemidir, tarımın kaderini cumhuriyet politikaları değiştirmiştir. Bu da ancak sahildeki bataklıkları kurutmakla mümkün olmuştur” dedi.
Antalya`nın sıtma nedeniyle Çukurova`dan bile daha sonra yerleşik hayata geçtiğini söyleyen Ercenk, “Göçebe yaşamın yakın zamana kadar sürdürmemiz nedeni sivrisinektir, sıtmadır. Mayıs ayı gelince sıtmadan bunalan Antalyalılar dağlara kaçardı” dedi. Ercenk, Cumhuriyet döneminde sıtmanın yok edildiğini, bataklıkları kurutularak tarım alanına kazandırdığını iskanın teşvik edildiğini belirterek, “Cumhuriyet döneminin tarıma yaptığı en önemli yatırımdır bunlar” dedi.

ZEYTİN, ASMA, PAMUK
Akdeniz çanağının en önemli ürünlerinden birinin de zeytin olduğunu belirten Giray Ercenk, “Zeytin Akdeniz`in kendi ürünü, doğasının ortaya çıkardığı kutsal meyve. 700 -800 metreye kadar zeytin hasadı yapılabiliyordu. Zeytin buğday gibi değil. Buğdayın iki aşamalı katma değeri var; değirmen, fırın. Ama zeytin öyle değil. Zeytin, zeytinyağıyla, küspesiyle 3-4 aşamalı katma değere sahip. Döşemealtı, Serik, Manavgat bölgesinde ağırlıklı olarak yetiştirilen zeytin, Akdeniz`in en önemli ihraç ürünlerinden biriydi” diye konuştu.
Giray Ercenk, üzümün de Akdeniz`in önemli ürünlerinden biri olduğunu ancak katma değeri buğdaya göre daha fazla olan asmanın belli yükseklik ve klima istediğini, doğal iklimlendirme olmadıkça asmanın istenilen ürünü vermediğine dikkat çekti.

PAMUK, BUĞDAY PARASIYLA BETONLAŞTIK
1960`lı yılların başında buğday ve pamukta yeni tohum çeşitlerinin gelmesiyle tarımın geliştiğini, regülatörler ve kanaletlerle susuz tarım yerin sulu tarıma bıraktığını anlatan Giray Ercenk, “150 kilogram alınan yerden 400 kilogram buğday alındı. 1`e 10 veren yerden 1`e 40 alındı. Bu insanlarda bir gelir artışı sağladı. çiftçi çok iyi para kazandı. Pamuktan, buğdaydan elde edilen para kente akmaya başladı. Para kazanan şehre göç etti, kent betonlaştı. 1965 yılında kat mülkiyeti kanunun çıktı. Bu inşaat sektörünü hareketlendirdi. Ne garip değil mi tarımdan elde edilen para kentte betonlaşmanın önünü açıyor” diye konuştu.

Pamuk üretiminden vazgeçilmesinin Antalya için büyük kayıp olduğunu söyleyen Ercenk, 100 bin dönüm pamuk alanının günümüzde 8 -9 bin dönüme düştüğüne dikkat çekti. Ercenk, “Pamuk kaybettiğimiz bir ürün. Pamuk 20-30 aşamada değerlendirilen bir ürün, katma değeri kıyaslanamaz. Linteri baruttan çatı örtüsüne kadar, çekirdeği yağdan hayvan küspesine, sabuna kadar bir çok alanda kullanılıyor. Bu kaybı en riskli sektör turizme yatırdık. Turizmin arzında 1 milimlik oynama talebinde 20 milimlik oynamaya neden oluyor. Halbuki tarım öyle değil. Biz pamuk ekim alanlarını turizme kaptırdık. Dağlardaki insanları sahile indirdik. Ekim dikim alanlarını elimizden kaybettik. Turizm ve seracılık, dağları boş bıraktı, köyleri yok olmaya terk etti. Ekim dikim alanları sahipsiz kaldı” diye konuştu.

ATB`YE VAKIFÇİFTLİĞİ TEŞEKKÜRÜ
Giray Ercenk, 1990`ların başında bölgemizde 120 bin dönümden fazla vakıf arazisi bulunduğunu belirterek, bu alanın her geçen gün azaldığına dikkat çekti. Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanı bugün Zeytinpark adıyla anılan Vakıfçiftliği`nin 22 bin dönüm olduğunu belirten Ercenk, “1935`te Falih Rıfkı Atay 22 bin dönümlük vakıf arazisinin sulanması için Kırkgöz kanalının açıldığını yazar. Ama bakınız bugün Vakıfçiftliği alanı sadece 2 bin 630 dönüme düştü. Şimdi ATB sayesinde o alan kurtarıldı. Vakıfçiftliği`nin kurtarılmasında ısrarlı takibi nedeniyle Borsa Başkanı Ali Çandır`a, yönetimine, Meclis Başkanına ve meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu bizim yakın dönemimizde kent tarihi için en kayda değer çalışmalardan biri. Vakıfçiftliği önemli çünkü orayla ilgili kentte ortak akıl ortaya çıktı. Yeşil alan, eğitim alanı, müze alanı ve nefes alma alanı olarak kentin en önemli unsuru. İmara açılsın malı götürelim diye yakmaya çalışanlar bile oldu. Ama Borsamız alana sahip çıktı” diye konuştu.
Muratpaşa Vakfı`nın kuruluşuyla ilgili de yanlış bilgilendirme olduğunu söyleyen Ercenk, kuruluşu 1571`e dayanan Muratpaşa Vakfı`nın Karaman Beylerbeyi Abdüsselam Bin Muratpaşa tarafından kurulduğunu söyledi. Ercenk Muratpaşa Camii`nin Kuyucu Muratpaşa tarafından değil, Karaman Beylerbeyi Abdüsselam Bin Muratpaşa tarafından kurulduğunu söylerken, “Bunun resmi kayıtlara geçmesi için çalıştım” dedi.
ATB Başkanı Ali Çandır ile ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, Giray Ercenk`e Tarım Sohbetleri`ne katılımı nedeniyle teşekkür ederken, günün anısına seramik kaftan hediye etti.