18/05/2024
Haberler

ATB EYLÜL MECLİSİ TOPLANDI

Antalya Ticaret Borsası Eylül ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelere bilgi verilen toplantıda, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, gündemdeki konuları değerlendirirken, ekonomik değerlendirmede bulundu. Konuşmasına terörü kınayarak başlayan Çandır, “Öncelikle, ülkemizin çeşitli yerlerinden gelen şehit haberleri hepimizi derinden etkilemeye devam etmektedir. Şehitlerimize Allah`tan rahmet, geride kalanlara baş sağlığı ve sabır diliyorum. Terörü, terörden beslenenleri ve terörü besleyenleri ise bir kez daha lanetliyorum” diye konuştu. Hayatını kaybeden ATB üyesi de olan Ekici Süt ortaklarından Mansur Ekici`ye Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve iş dünyasına başsağlığı dileyen Çandır, “Antalya, önemli bir iş insanını kaybetti” dedi.

Ekonomik değerlendirmelerde bulunan Çandır, TÜİK`in ekonominin 2. üç aylık büyüme performansını ilan ettiğini hatırlattı. 2. çeyrekte, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde eksi 16`yı aşan bir büyüme kaybı yaşandığına dikkat çeken Çandır, “26. çeyrektir büyüme sağlayan ekonomimiz 2016 ilk çeyreğindeki yüzde 4,7‘lik büyümeden sonra ikinci çeyrekte de yüzde eksi 34 kayıpla yüzde 3,1`lik bir büyüme gerçekleştirmiştir” dedi.

TARIMDAKİ DARALMA
Tarım sektörünün son 26 çeyrek boyunca kesintisiz büyüyen genel ekonomiye karşın 2. kez yüzde eksi 1 oranında küçülme yaşadığını belirten Çandır, şunları kaydetti:
“Sektörümüzün üzerindeki baskıyı ve yaşadığımız darboğazı uzun bir dönemdir ısrarla dile getirmekte ve çözüm önerilerimizi ifade etmekteyiz. Sürekli büyüyen bir ekonomide üç temel sektörden biri olan ve stratejik bir öneme sahip bulunan tarımın büyüme performansındaki bu türden ciddi dalgalanmalar, sadece bizleri değil diğer tüm sektörleri de olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda tarımdan kaçışı tetikleyen bir diğer unsur da büyüme performansındaki genel ekonomik eğilime uymayan gerçekleşmelerdir. Antalya tarımı ise son bir yıl başta olmak üzere yıllardır genel tarımsal sorunlarının üzerinde sorunlar yumağı ile baş etmeye çalışmaktadır. Çünkü kentimizin tarımsal karakteri, ortalamanın üzerinde teknik boyutlu, küçük ölçekli ve küresel rekabete en açık konumdadır. Ülke olarak tarımsal ihracatımız üretimimizin yüzde 15-20`si düzeyindeyken Antalya tarımsal ihracatı, üretiminin yüzde 30`unu aşmaktadır. Bildiğiniz gibi özellikle 2010 yılından bu yana tüm emtia fiyatlarında olduğu gibi tarımsal ürün fiyatları da küresel piyasalarda ciddi düşüş içerisindedir. Dolayısıyla, Antalya tarımı kendi içindeki sektörel sorunlarının yanında ilave olarak küresel bir rekabet baskısı altında da bulunmaktadır. Tüm bu zorluklara rağmen sektörümüz faaliyetlerini sürdürme ve büyütme azmindedir.

İSTİHDAM ORTAMI YARATILMALI
İşsizlik oranındaki artışın kaygı verici olduğunu söyleyen Ali Çandır, şunları söyledi:
“Yüzde 10,2 olarak ilan edilen işsizlik ile yüzde 12,2 olarak ilan edilen tarım dışı işsizlik oranları her ne kadar aşırı yüksek olsa da özellikle yüzde 47 düzeyinde katılaşan ve uzun bir süredir değişmeyen istihdama katılım oranı bizlerde ciddi endişe yaratmaktadır. Çünkü ne gelişmiş ne de gelişmekte olan ülkelerde böylesine düşük ve katılaşmış bir istihdama katılım oranı bulunmamaktadır. Yani özellikle iş gücüne katılımı karşılayacak düzeyde yatırım ve istihdam ortamı yaratamamaktayız.”

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME
Büyümeye en çok katkı yapan unsurlara bakıldığında ilk sırada kamu ve özel tüketim harcamaları ile ithalatın geldiğini belirten Çandır, bu unsurların doğrudan istihdam yaratıcı nitelikte olmadığına dikkat çekti. Çandır, şu değerlendirmede bulundu:
“Hükümetin gerek kamu alacaklarıyla ilgili borç yeniden yapılandırması, gerek tüketici kredileri ve kredi kartları alanlarında sağladığı kolaylıkların piyasada var olan nakit sıkıntısını daha da arttırırken, diğer yandan hane halkı tüketim iştahını kabartma yolunu seçtiğini kaydeden Çandır, “Toplamı 270 milyar TL`yi bulan kamu borçları yeniden yapılandırma kararı, geçmiş dönem ortalama gerçekleşmelerine bakıldığında yüzde 50-55 oranında bir tahsilatla sonuçlanacağını söyleyebiliriz. Yani bu kadar para piyasadan çekilecektir. Hane halkının ortalama borçlanma, tasarruf ve gelir ilişkileri dikkate alındığında ise 9’dan 12’ye ve 12’den 72 aya kadar yayılabilecek olan kredi kartı ve kredi taksitlendirmeleri ise her ne kadar birikmiş borçları zamana yayma ve yeniden borçlanma olanağı verse de ekonomik büyümeye katkısının sürdürülebilir olmayacağını düşünmekteyiz. Oysa ki bizim sürdürebilir büyüme hikayesine sahip olmamız gerekmektedir. Bunun da rekabetçi üretim odaklı olması şarttır. “

PEŞİN VERGİYE SON VERİLEBİLİR
Piyasadan çekilen paranın ve kabartılan harcama iştahının büyümeye anlamlı bir katkı sağlayabilmesi için özellikle iş dünyasının kamuyla arasındaki parasal akışın rahatlatılması gerektiğini söyleyen ATB Başkanı Çandır, “Örneğin, iş dünyasından toplu olarak ve sürekli bir biçimde alınan peşin vergi uygulamasına son verilebilir. Böylece kamudan ilave para çıkışı olmaksızın ve herhangi bir vergi kaybı yaşanmaksızın iş dünyasına finansal bir rahatlama sağlanabilir. Yine kamunun herhangi bir vergi kaybına sebep olmadan ekonomiyi ve bürokrasiyi rahatlatacak bir diğer uygulama önerimiz ise aylık KDV mahsuplaşmasının, örneğin üç ayda bir yapılmasıdır. Böylelikle kamuya ek yük gelmeden piyasaya canlılık getirmek mümkündür” diye konuştu.

Antalya Yaklaşımı önerisini yineleyen Ali Çandır, “Antalya Yaklaşımı, ülkemizde yaşanan ekonomik zorlukları fazlasıyla yaşamakta olan kentimiz için hayati önemini korumaktadır. Burada sözünü ettiğim büyüme, istihdam, işsizlik, talep yetmezliği ve borç sarmalı sorunları Antalya ekonomisi için bugüne kadar karşılaşmadığı düzeyde baskı oluşturmaktadır. Bu nesnel tespit ve değerlendirmelerimiz, kentimizin yeniden ülke ortalamasının üzerinde ve sürdürülebilir nitelikte bir büyüme eğilimine kavuşması isteğimizdendir. Kentimizin bir bütün olarak yeniden bu eğilime sahip olma potansiyelinin bulunduğuna hiç şüphemiz yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

NAR VE ZEYTİNDE SIKINTI
Antalya`nın tarımsal üretim ve hasatta yeni sezona başladığını belirten Çandır, Antalya tarım camiasına kazançlı bir sezon diledi. Hasadı başlayan nar ve hasadı başlamak üzere olan zeytinde, üretici, komisyoncu ve ihracatçı kesimlerinin ciddi endişelere sahip olduğunu bildirdi. Ülkemiz 446 bin ton nar üretiminin 107 bin tonunu Antalya`nın sağladığını belirten Çandır, “Yani her 4 nardan 1’ini Antalya’da yetiştirmekteyiz. Nar hasadı şu günlerde bazı bölgelerimizde başladı. Bu yıl rekoltenin yüzde 30 gibi bir oranda yüksek olması ve daha erkenci çeşitlerin de pazara yüksek tonajda girmesi nedeniyle 50-70 kuruş arasında üretici fiyatı bulmaktadır” diye konuştu.

RUS PAZARINDAKİ SIKINTI
Rusya pazarının hala belirsizliğini korumasının endişe verici olduğunu ifade eden Çandır, “Nar 17 Mart’ta biber ile birlikte yasaklanan ürünler arasında yer aldığından, geçtiğimiz yıl Rusya pazarının nara olumsuz etkisi altında kalmamıştı. Ancak bu yıl kapıların kapalı olması nedeniyle üretici malının elinde kalması ve zarar etme endişesi içerisindedir. İhracatçı ise risk maliyetlerinin yüksekliği ve sınırlı pazar nedeniyle sıkıntılı durumdadır. Gerek üretici, gerek ihracatçılarımız için önümüzdeki 15 gün kritik öneme sahiptir. Bu kritik önem önümüzdeki günlerde başlayacak olan yaş meyve sebze, kesme çiçek ve narenciye içinde geçerlidir” dedi.

1 YIL DAHA KAYBETMEYE DİRENCİMİZ YOK
Antalya tarımsal üretiminin bir yıl daha kaybetmeye direnci olmadığını vurgulayan Çandır, şunları söyledi:
“Hasadı başlayacak zeytinde ise üyelerimizden aldığımız bilgilere göre bu yıl, nispi olarak yüksek rekolteli bir sezon yaşacağız. Bölgemiz zeytin ve zeytinyağı üreticisinin ve ticaret erbabının ülke genelindeki konumu her geçen yıl gelişmektedir. Zeytin sektöründe faaliyet gösteren arkadaşlarımız ve uzmanlar geçtiğimiz iki ayda iki toplantı yaparak sektörün; sorun, beklenti ve çözüm önerilerini konuşmaya başladı. Burada sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek ilimiz zeytinciliğini bir adım öteye götürmek ve marka haline getirmeyi hedeflemekteyiz. Önümüzdeki günlerde yine toplanacak olan sektör temsilcilerine ve Antalya zeytinciliği için çaba gösteren tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.”

YÖREX`E DAVET
Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`in bu yıl 26-30 Ekim tarihleri arasında düzenleneceğini anımsatan Çandır, “YÖREX, artık tüm Türkiye’nin kentimizde buluştuğu geleneksel bir fuar haline gelmiştir. Bu uğurda bizlere destek veren ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım. Bu yıl Anadolu’nun binlerce yıllık el emeği, göz nuru ürünlerini ve Anadolu’nun tüm güzelliklerini 7. kez Antalya’da daha geniş katılımla ve yeniliklerle göreceğiz. Başta sizler olmak üzere tüm Antalyalı hemşerilerimizi ve misafirlerimizi fuarımıza bekliyoruz” dedi.