18/05/2024
Haberler

ATB BAŞKANI ÇANDIR MECLİSTE ANTALYA YAKLAŞIMI İSTEDİ

Antalya Ticaret Borsası Mart ayı Meclisi Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmalarının anlatıldığı Meclis te Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına yaşamını yitiren AESOB Başkanı Sevimçok u anarak başlayan Çandır, “Kendisini gülümseyen yüzüyle hatırlayacağız. Başkanlık yaptığı dönem boyunca çalışkanlığı, dürüstlüğü, uzlaşmacı tavrı ile pek çok kişinin takdirini ve sevgisini kazanan değerli arkadaşım Abdullah Sevimçok a Allah’tan rahmet, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği camiasına, ailesine, sevenlerine ve tüm Antalyalılara başsağlığı diliyorum” dedi. Çandır, yaşamını yitiren meclis ATB eski üyesi Osman Güler e ve ATB meslek komitesi üyesi Mehmet Kurban ın vefat eden oğluna Allah’tan rahmet, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

TERÖR DEĞİL İNSANLIK KAZANACAK
Meclis te terör olaylarını kınayan Çandır, “Son dönemdeki toplantılarımızı acıyla, kınamayla, sabırla ve yiten canlarımıza dua etmeyle açıyoruz. Diğer her sorunun teferruat kaldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanlığa ait hiçbir değer taşımayan, soysuz terör eylemleri için hiçbir sınır tanımayan, vatan ve dünya sathına yayılmış azgın bir terör iklimini bize yaşatmaya çalışıyorlar. Ama şundan emin olsunlar ki; ne bu caniliklerinin, ne de bizlere yaşatmaya çalıştıkları karanlık iklimin sürdürülebilirliği yoktur. Eninde sonunda, insanlık kazanacaktır” diye konuştu.

KARAMSARLIĞA VE HAYALPERESTLİĞE KAPILMAYIZ

İş dünyası için riskin işin bir parçası olduğunu vurgulayan Ali Çandır, ancak risk faktörlerinin her zamankinden daha fazla yönetilmeye muhtaç hale geldiğini söyledi. Çandır, şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz iş dünyası riskle yaşar, bütün koşullar uygun ve yolundayken de riskli kararlar verir. Çünkü geleceği yaşar ve geleceğe yatırım yapar. Beklentilerini doğru ve gerçekçi bir zeminde tutmaya çalışır ve riskini böylece yönetmeye odaklanır. Sözün özü iş dünyası riskten bağımsız düşünülemez. Bu zaten hepimizin kabullendiği bir durumdur. Ancak içinde yaşadığımız ve gittikçe derinliğini hissettiğimiz risk faktörleri, her zamankinden daha fazla ve hayati önemle yönetilmeye muhtaç düzeye gelmiş durumdadır. Bizler, ne karamsarlığın yaratacağı korkuya teslim olacak, ne de iyimserliğin götüreceği hayal dünyasına takılıp kalacak bir konumdayız. Her zamankinden daha fazla aklıselime, bilgiye, mantığa, sorgulamaya ve nihayet gerçeklerden uzaklaşmamaya ihtiyacımız vardır. Ancak bu sayede korkakça bir karamsarlığa ya da hayalperest bir iyimserliğe düşmeden, umutlarımızı ve üretme kapasitemizi canlı tutabilir, zorluklara karşı direncimizi artırabiliriz. İçinde bulunduğumuz zor günler başladığından beri bizler hep bu konumda olduk. Çalışmalarımızı, taleplerimizi ve beklentilerimizi bu sayede gerçekçi zeminde tuttuk ve tüm üyelerimizin sesi olduk. Katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla, birlikte hareket ederek yaşadığımız zorluklara karşı direncimizi artırmaya çalışıyoruz. Bu gayretimizi sadece üyelerimizle sınırlı tutmuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bizler tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektörleriyle, nihayetinde toplumumuzla, kentimizle bir bütünüz. Aynı gemideyiz ve birimizin zoru, hepimizin zorudur düsturuyla hareket edebilirsek kent ve yurt bilincine sahip olabiliriz.”

UMUTLARIMIZI TAZELEDİK
Tarım Konseyi nin bir ilki gerçekleştirerek 650 kilometre sahil bandına sahip olan Antalya’nın tamamını kapsayan tüm tarım paydaşları, kurumları ve örgütleri bir araya getirdiğini kaydeden ATB başkanı Ali Çandır, yapılan çalışmalar sonucunda Rusya Dosyası hazırlandığını hatırlattı. Çandır, “Bu dosyayı, Sayın Valimiz ve 14 milletvekilimizi de davet ederek yaptığımız geniş katılımlı bir toplantıda paylaştık. Gösterdikleri ilgi ve katılımdan dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz her partiden birer milletvekili de bizlerin özel temsilcisi oldu. Bu raporumuzu konuyla ilgili tüm bakanlarımıza bizzat elden birlikte teslim ettik. Bizleri ilgi ve dikkatle dinlediler. Kendileri için son derece faydalı bir çalışma olduğunu ve konunun takipçisi olacaklarını belirttiler. Umutlarımızı tazeledik çünkü onlar da konuyla ilgili çalışmalarını bizlerle paylaştılar” diye konuştu.

DERİN ZORLUK
Antalya nın tüm kentin doğrudan etkilendiği kapsamlı ve derin bir zorluğun içerisinde olduğunu kaydeden Çandır, “Konuya böyle baktığımız için turizmci, sanayici, esnaf ve ticaret erbabı arkadaşlarımızla ortak toplantılar yaptık. Beklenti yönetiminin tüm gereklerini hep birlikte yerine getirmeye çalıştık ve tabii ki getirmeye devam edeceğiz. Bizim için esas olan, zorlukları aşmaktır çünkü kentimiz zor durumdadır” dedi.

TAKİBE DÜŞMÜŞ KREDİ BORCUNDA 2. SIRADA
Antalya nın ekonomisiyle ilgili rakamları da paylaşan Ali Çandır, “Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerinden derlediğimiz bu bilgileri görmezden gelemeyiz, bu gerçekleri yok sayamayız ve dikkatimizden kaçıramayız” dedi. Çandır, şu verileri paylaştı:
“Antalya, genel ekonomik göstergeyle Türkiye’nin yüzde yüzde 2’si civarında bir yere konumlanmış durumdadır. 1987-2002 (iki binli yıllara kadar) döneminde ise Türkiye’nin yüzde 2.5’u civarında idi. Yine aynı dönemde genel ekonomik göstergelerle Türkiye’de 7. sırada bulunan kentimiz, artık ilk 10’da tutunmaya çalışmaktadır. Güncel haliyle 48 milyar TL olan kredi yükünün 12.5 milyar TL’si turizm, 3 milyar TL’si tarım, 17 milyar TL’si tüketici kredisinden ve diğer kredi yükünden oluşmaktadır. Kişi başına takibe düşmüş kredi borcumuz 883 TL ile İstanbul’dan sonra 2. sırada bulunmaktadır. Kişi başına kredi kullanımında ise 23 bin 240 TL ile 4. sırada bulunmaktayız.
Kentimizin önemli karakteristiklerinden biri, tasarrufçu kimliğimizdi. Yani bankalardan kullandığımız kredi miktarı, mevduatımızdan düşüktü. Örneğin 2002 yılında bankalardaki mevduatımızın yüzde 17’si kadar kredi kullanır durumdaydık. 2015 yılında ise mevduatımızın yüzde 155’i kadar kredi kullanır konuma geldik. 2016 yılı ilk ayları itibarıyla nakit ihtiyacını karşılamak için çektiğimiz krediler, toplam kredinin yüzde 60’ını oluştururken, yüzde 33’ü ise önceki borçları ödeyebilmek için çektiğimiz kredilerden oluşmuştur. Yani sözün özü, borcu borçla ödeme eğilimimiz hızla artmaktadır.
2002 yılında kentimiz, yarattığı her 100 TL’lik katma değer için 5 TL kredi kullanırdı. 2014 yılı sonunda ise yarattığımız her 100 TL’lik katma değer için 94 TL’lik kredi kullanır duruma geldik. Doğal olarak bu da iyi bir yapı değildir. Sektörümüzde ise bu yapı; 2002 yılında her 100 TL’lik tarımsal katma değer üretimi için 4 TL kredi kullanmak şeklindeyken, 2014 yılı sonunda her 100 TL’lik tarımsal katma değer üretimi için 24 TL kredi kullanma düzeyine çıkmıştır. Nispeten daha düşük bir artıştır ama hala bu da iyi bir yapıyı göstermemektedir.”

ANTALYA NIN POTANSİYELİ
Antalya nın Türkiye nin vitrini olduğunu ve dünyaya en açık kenti olma gücüne sahip bir şehir olduğunu vurgulayan Ali Çandır, “Yaptığımız işlerin yarattığı katma değerin yapısı; sürdürülebilir büyüme bakımından hayati derecede önemlidir. Yani ne ölçüde doğru taşın üzerine doğru taş koyduğumuzun ya da doğru duvara doğru çiviyi çaktığımızın hayati ölçüsüdür bu yapı. İçinde yaşadığımız gerçeklerin bir bölümü bu durumdayken, diğer bölümde ise Antalya’mızın sahip olduğu kurulu kapasite ve potansiyel güç bulunmaktadır. Son 35 yıl içerisinde kentimiz, ciddi bir kurulu kapasite biriktirmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

“ANTALYA YAKLAŞIMI” İSTEDİ
Antalya nın potansiyeliyle ilgili değerlendirmede bulunan Ali Çandır, “Antalya yaklaşımı”na ihtiyaç olduğunu kaydetti. Çandır, şunları söyledi:
“Serbest bölgemizde orta-ileri teknoloji düzeyinde 10 ayrı sektörde üretim kapasitesine sahibiz. Eğitim düzeyinde ülkemizin ilk sıralarında bulunmaktayız. Turizm yatak kapasitemiz, ülke toplamının yarısına yakın düzeydedir. Örneğin İstanbul’un ise 3 katından fazladır. Kentimizin hinterlandında 3 adet uluslararası havalimanı bulunmaktadır ve gelen toplam yabancı turistin yüzde 32’sini ağırlamaktayız. Ülkemizin tüm örtüaltı kapasitesinin yüzde 40’ına sahip durumdayız. İller arası ticarette ise kentimiz, 54 milyar TL’lik mal alımına karşılık, 40 milyar TL’lik mal satan konumda bulunmaktadır. Yani 80 vilayetimizden net mal alan bir kentiz. Şimdi, kentimizin kurulu gücünü ve sahip olduğu potansiyelini göstermesi bakımından bu gerçekleri göz ardı eden ve bizi umutsuzluğa sevk edecek bir karamsarlığa da hiç gerek yoktur.
İhtiyacımız olan şey, kentimizin top yekun zorluklara karşı direncini artırıcı bir yaklaşımın sergilenmesidir. Böyle bir yaklaşım hatırlanacağı üzere 2002 yılında “İstanbul Yaklaşımı” ve 2007 yılında “Anadolu Yaklaşımı” adlarıyla uygulamaya konmuştu. Direnç artırıcı böyle bir yaklaşımın dünyada da uygulamaları bulunmaktadır. Örneğin Londra, Kore, Tayland ve Malezya yaklaşımları adlarıyla dünyanın farklı yerlerinde yine direnç artırıcı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. “Antalya Yaklaşımı” adıyla isimlendirdiğimiz bu önerimizi ve talebimizi, hükümetimize sunuyoruz.
Bu ayki Meclis konuşmamı “Antalya Yaklaşımı”na ayırdım çünkü Antalya nın bu zor döneminde böyle bir yaklaşımı hak ettiğini düşünüyorum. Kentimizin tüm ekonomik hayatına en yüksek direnci ve faydayı sağlayacak şekilde, işletmelerin mevcut kamu ve özel kesim borç yükünün yeniden yapılandırılmasına dayalı olan “Antalya Yaklaşımı” önerimizin, hükümetimizce dikkate alınmasını talep ediyoruz. Böylece Antalya’mızın ürettiği katma değer, sahip olduğu kapasiteyle uyumlu bir hale getirilebilecektir.”

Çandır, EXPO 2016 Antalya için bütün oda ve borsaları Antalya ya davet ettiklerini bildirirken, turizmdeki sıkıntı nedeniyle de yine Türkiye genelindeki oda ve borsalara “Tatilinizi Antalya da yapın” çağrısında bulunduklarını bildirdi.

SÜTTE TABAN FİYAT UYGULANMIYOR
Meclis te üyeler sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu. ATB Meclis Üyesi Hüseyin Simav, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik in sütte taban fiyat olarak 1.15 TL uygulanacağı yönündeki açıklamalarına karşın, bazı kooperatif ve sanayicilerin buna uymadığını bildirdi. Kooperatif ve sanayicinin 1.15 Lira yı yüksek bularak almak istemediğini ve üreticinin çaresiz kaldığını kaydeden Simav, anlaşmada aylık kaç ton sütünü aldım 100 ton. 85 kuruş kabul ederim, 1.15 TL den geri kalan farkı ay sonunda sana ceza olarak yazarım sen bunu kabul edersen sütünü almaya devam ederim denildiğini bildirdi.

HAYVANLAR KESİME GİDER
Konya da Tarım İl Müdürlüğü nde geçen günlerde yapılan bir toplantıda, süt tozu alımıyla ilgili Et ve Süt Kurumu yetkilileri ve Bakanlık müşavirlerinin, süt sanayinin en büyük 5 firmasının temsilcisini uyardığını söyleyen Hüseyin Simav, Serik Süt Üreticileri Birliği nin üreticilere gönderdiği cep telefon mesajını paylaştı. Mesajda Piyasadaki durgunluk sebebiyle piyasayı gevşetmek için süt fiyatı Mart tan geçerli 0.85 TL olacak. Ocak, Şubat süt parasını 0.95 TL den alacaksınız denildiğini kaydeden Simav, “Başkanlıktan aşağıda kooperatif üyelerine böyle bir mesaj gidiyor. Ben de bu mesajı bakanlığa göndereceğim. Bunun maliyeti zaten 1.15 üzerinde, altına düşünce tamamen üretici hayvanını kesime gönderir” dedi.

ALTERNATİF PAZAR YOK
Meclis Üyesi Recep Özkul, yaş meyve ve sebze sektöründeki pazar sıkıntısı nedeniyle yaşanan daralmaya dikkat çekti. Yaş meyve sebzede alternatif pazarların dillendirildiğini söyleyen Özkul, “Ancak ekstra bir alternatif pazar yok. O yüzden ürün fiyatları geçmiş yıllarla karşılaştırdığımızda bir hayli alt düzeyde” dedi. Avrupa pazarına gönderilen biberde sıkıntı olmadığını söyleyen Özkul, “Ancak bizim ana kalemlerimiz Rusya ya ağırlıkla gönderdiğimiz domates ve salatalıkta. En büyük kayıp bu iki üründe yaşanıyor. Tarım ve turizmde yaşanan bu daralmadan herkes endişeli” diye konuştu.

ETTE KDV İNDİRİMİ BEKLENİYOR
Meclis Üyesi Adnan İngeç de et ile ilgili değerlendirmede bulundu. Ette KDV indirimini beklediklerini söyleyen İngeç, “KDV indirimi Bakanlığa sunuldu, bir an önce yaşama geçirilmesini bekliyoruz” dedi. İngeç, ette KDV indirimi olması durumunda tüketicinin 3-4 Lira daha ucuza alacağını söyledi. İngeç, tüm gıda ürünlerinde KDV indirimi beklediklerini de kaydetti.

ASGARİ ÜCRET ZAMMI SIKINTI YARATTI
Meclis Üyesi Ergin Civan, asgari ücret zammının işçi maliyetlerini ciddi oranda yukarı çektiğini belirterek, “Piyasanın zor olan durumda olduğu bir dönemde asgari ücret zammı üretici ve ihracatçı açısından ciddi külfet getirdi” dedi.

Meclis te üyelere tarihçi yazar Giray Encenk in “Dağ ın Dili” adlı kitabı hediye edildi.