18/05/2024
Haberler

ATB AĞUSTOS MECLİSİ TOPLANDI

EKONOMİK FELCE KARŞI ANTALYA YAKLAŞIMI

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasının anlatıldığı Meclis te, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomik ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çandır, terörü lanetleyerek konuşmasına başlayan Çandır, ekonomik felce karşı Antalya Yaklaşımı nı önerdi.

şunları kaydetti:

TERÖRE KINAMA
“Ülkemiz geçtiğimiz bir aylık dönem içerisinde insanlık dışı terör eylemlerine maruz kaldı. Şehirlerimizi kana bulayan bu soysuzluğa lanet olsun. Yaşamını yitiren vatandaşlarımız ve şehitlerimize Allah tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Milletimiz birlik ve beraberliğimize kasteden bu soysuzluğa geçit vermeyecektir. İnsanımızın, ülkemizin ve kentimizin son dönemde en uçlarda yaşadığı olumsuzluklar; bizleri dağılmaya değil birleşmeye, korkmaya değil direnmeye, topluluk olmaya değil ulus olmaya yöneltti. Milletimizin bir bütün olarak topluluk olmayı ya da öyle görülmeyi reddedip, vatandaşlık bilincini ve demokrasi azmini, en zor zamanda, bir kez daha bütün dünyaya göstermiş olması ortak gurur kaynağımız oldu. Bu uğurda canlarını ve sağlıklarını kaybeden kardeşlerimize borcumuzu, ancak onların emanetlerine aynı hassasiyetle sahip çıkarak ödeyebiliriz. Ortak değerlerimize millet olarak sahip çıkmamız, öteden beri vasat siyaset tuzağındasınız diye eleştirdiğimiz siyaset kurumunu da derinden etkilemiştir. Siyaset kurumu bir bütün olarak bizi biz yapan değerlerimiz etrafında birleşmiş ve ortak bir duruş sergilemiştir. Esasa dair bu birliktelik, hepimiz için taze bir umut kaynağı olmuştur. Kuruluşumuzun, varoluşumuzun ve ilerleyişimizin esasını teşkil eden birlikteliğimizin ve ortak değerlerimizin etrafında toplanışımızın sürdürülebilirliğinin sağlaması en büyük beklentimizdir. Yani anayasadan adalete, eğitimden sağlığa, dış politikadan ekonomiye pek çok temel alanda bu ortak değerlerimizi ete kemiğe büründürme dirayetini görmek arzusundayız. Millet olmanın dirayetini biz gösterdik, şimdi siyaset kurumunun bu dirayete uygun davranışları sergilemesini beklemekteyiz.”


EKONOMİ 10 AYDIR DARBOĞAZDA
Ekonominin özellikle son 10 aylık dönemde darboğaz içerisinde olduğunu ve darboğazın devam ettiğini kaydeden Ali Çandır, “Hiç şüphesiz bugün ekonomide yaşamakta olduklarımız, sadece son 10 ayın değil son yılların biriktirdikleriyle de ilgilidir. Ancak bugün içinde bulunduğumuz toplumsal ve siyasal iklim, birikmiş zorlukları birlikte hareket ederek aşmamız için hepimize umut aşılamaktadır. Dolayısıyla hükümetimiz tarafından açıklanan varlık barışı ve borçların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili konuları, teknik detaylara ve önceki uygulamalara bakarak eleştirmek yerine, kendi içindeki eksiklerini ve zayıflıklarını öne çıkararak tamamlayıcı olma görevine odaklanmalıyız” dedi.

Borçların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili eleştiride bulunan ATB Başkanı Ali Çandır, kamuya borçların ödenmesinin cazip hale getirilmesinin piyasada zaten var olan nakit akışını daraltacağını söyledi. Çandır, şu değerlendirmede bulundu:
“Aslında piyasada çok ciddi bir nakit akışı sıkıntısı varken, borç ödeme kabiliyeti zayıflamışken ve piyasa ilave para ihtiyacı içerisindeyken, kamu alacaklarının tahsilini kolaylaştırmak ve kamuya olan borçların ödenmesini cazip hale getirmek, kaçınılmaz bir şekilde piyasadan para çıkışını beraberinde getirecektir. Bu durumda piyasada zaten var olan nakit akışı darboğazı, daha da daralacaktır. Evet, kamuya olan borç yükü belki bir miktar azalacaktır. Ama bu daralma, hem piyasanın kendi iç mekanizmalarında yavaşlamaya hem de taksitlendirilmiş olan kamu borçlarının ödenmesindeki istikrarı bozmaya neden olabilecektir. Böylesi risklerden kaçınmanın en önemli yolu, piyasadan çekilen paradan daha fazlasının etkili ve yaygınlaştırılmış yollarla piyasaya tekrar aktarılmasından geçmektedir. Bu yollardan biri, destek ve teşvik politikalarıyla ilgiliyken bir diğeri de finansa erişimin kolaylaştırılması ve ucuzlaştırılmasıdır.”

Hükümetin iyi niyet ve yapıcı kapsamda yaklaşımla destek ve teşvik politikaları uyguladığını belirten Ali Çandır, “Burada önemli olan konu ise atılacak adımların etkili ve yaygın olma derecesiyle ilgilidir. Yani örneğin herkese sağlanan destek, aslında destek değildir. Yine örneğin işini yüksek performansla yapamayana ya da belirli bir deneyim ehliyeti olmayana sağlanan teşvik de aslında bir teşvik değildir. Son olarak piyasanın gerçeklerinden ve sürdürülebilirlikten uzak Merkez Bankası faiz düşürme politikaları da aslında ucuz finansmana erişimin bir yolu değildir ve halen reel sektöre yansımamaktadır” diye konuştu.

HEDEFE ULAŞMAYAN DESTEK VE TEŞVİK TOPRAĞI TERK ETTİRİR
Son 13 yılda tarım sektörüne toplam 81,3 milyar TL tarımsal destek sağlandığını, bu miktarın azımsanamayacağını söyleyen Ali Çandır, şunları kaydetti:
“Bu, 2015 yılı toplam üretim değerimizin yaklaşık 3’te 1’idir. Bu oran, Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değmeli sözüne ne kadar uymaktadır? Bunun etki analizini sürekli yapma zorunluluğumuz bulunmaktadır ki sağlanan destekler sektörde var oluşumuzu kuvvetlendirsin. Yani demem o ki destek; üretken birimlerin faaliyetlerini sonlandırmalarını önleyen nitelikte olmalıdır. Dolayısıyla sağlanan destekler mülkiyete ya da şahısa yönelik olmayıp, rekabetçi ortamda dezavantajlı konumda olan üretken faaliyetlere yönelik olmalıdır. Aksi halde pek çok kez dile getirdiğim gibi tarımda ciddi boyutlarda toprağı terk edişlerin ve sektörden çıkışların hızlanacağı gerçeğini hatırlatmak isterim. Yine, gerçekleşmelere baktığımızda tarım bu kadar büyük desteklere rağmen reel olarak Türkiye ekonomisinin çok altında büyüyebilmiştir. Örnek vermek gerekirse, son 13 yılda ekonomimiz reel olarak yüzde 60’ın üzerinde büyürken, tarım yaklaşık yüzde 40 büyüyebilmiştir. Bu dönemde kentimiz ise ülkemizin genel ekonomik ve tarımsal büyümesine benzer bir eğilim göstermiş, ancak Türkiye büyümesinin altında kalmıştır. Sektörümüze direnç kazandırma, yatırım ve büyüme iştahını artırma yolunda temel politikalardan biri olan teşvik konusu da benzer bir kavram yanlışlığı ile uygulana gelmektedir. Biraz önce belirttiğim gibi teşvik; sektöründe belirli bir ehliyeti ve deneyimi kazanmış, gösterdiği performansla sektörünün üzerinde bir ivmelenmeye sahip üretken birimler için tasarlanmalıdır. Özellikle mukayeseli avantajlara sahip alanlarda bu performansı gerçekleştirenlere; Sen işini ortalamanın üzerinde bir performansla ve sürdürülebilir nitelikte yapıyorsun. İşini daha da iyi yapman ve küresel ölçekte avantajlı konuma geçmen için nasıl bir teşvike ihtiyacın var? düsturuna uygun bir teşvik sistemi tasarlamalıdır. Yoksa mevcut durumda olduğu gibi yıllarca müteahhitlik yapanın teşvik var diye turizme ya da tarıma veya diğer bir sektöre girmek için teşvikten yararlanması; hem o yatırımcı için, hem kamu kaynaklarının etkini kullanımı için, hem teşvik verilen sektördeki diğer tüm üretken birimler için, hem de o teşvikin hakkını gerçekten verecek olan yatırımcı için ciddi riskler ve kayıplar barındırır.”

İş dünyası için ucuz finansmana erişimin yolunun piyasaların rekabetçi ve sürdürülebilir koşullardaki faiz düşürme politikaları olduğunu belirten Ali Çandır, “Bu yolların uygulamaya geçirilme derecesine göre kamu borçlarının yeniden yapılandırılması kararları, iş dünyasının top yekün direncini artırma ve varlığını koruma amaçlarına hizmet edebilecektir. Aksi halde önceki af ya da yeniden yapılandırma kararlarının akıbeti hepimizi beklemektedir” dedi.

EKONOMİK FELCE KARŞI ANTALYA YAKLAŞIMI
Türkiye geneline uygulanan ekonomik kararların Antalya ekonomisine yansıması ise yetersizliğine dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya Yaklaşımını yineledi. Çandır, Antalya’nın son dönemde yaşadığı olumsuzlukların, ekonomiyi dumura uğrattığını vurgularken, şunları kaydetti:

“Bu durumun devam etmesi halinde ekonomik felce uğrayacağımızı ve buradan çıkışımızın ancak Antalya Yaklaşımı ile mümkün göründüğünü belirtmekteyiz. Öyle ki içinde bulunduğumuz ekonomik durum hakkında son 6 aydır kamuoyu ile paylaştığımız Antalya Yaklaşımı önerimizin, o gün ki söylediklerimizle bugün ki veriler bir kez daha haklılığımızı ortaya koymaktadır. Kredi, mevduat, ihracat ve istihdam gibi temel ekonomik göstergelerdeki tablo ne yazık ki ortadadır. Antalya Yaklaşımının boyutlarını, uygulama yöntemini ve kapsamını, özellikle daha önceki İstanbul ve Anadolu yaklaşımlarından farklarını her ortamda ve fırsatta dile getirdik. Türkiye geneline yayılmış direnç artırıcı ve rahatlama sağlayıcı önlemlerin neden Antalya için yetersiz kalacağını bir kez daha dile getirmek isteriz. Antalya tasarrufçu kimliğini ilk kez bu dönemde kaybetmiş ve 1 TL’lik mevduatına karşılık 2 TL’lik kredi kullanır duruma düşmüştür. Üstelik bu oran Türkiye ortalamasının çok üzerindedir. Çünkü son 7 yılda Türkiye genelinde sektörel krediler 3 kat artmışken, Antalya’da 4 kattan fazla artmıştır. Bankaların takipteki alacakları aynı dönemde 2.5 kat artmışken Antalya’da 3 kattan fazla artmış durumdadır. Halbuki Antalya bankalar nezdinde uzun yıllar boyunca, Türkiye genelinde borcuna en sadık iller arasında bulunmakla ünlü olmuştur. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin Temmuz-2016 raporuna göre çek senet işlemlerinin adet ve tutar hacimlerine göre en yüksek olduğu beş il arasında karşılıksız çek adedi oranında yüzde 5.8 ile Antalya 1. sırada yer almıştır. Bu oran Türkiye genelinde yüzde 3.8’dir. Karşılıksız çek tutarı oranında ise yüzde 7.2 ile yine 1. sırada yer almıştır ki Türkiye ortalaması yüzde 3.4 düzeyindedir. Antalya’nın mevduat-kredi-borç yapısı son yıllarda böylesine bozulmuşken, dünya ile iş yapma kapasitesi de ciddi dalgalanmalar ve bozulmalar yaşanmıştır. Artık herkes kabul ediyor ki Antalya, Türkiye’nin dünya vitrinidir. Tarım ve turizm sektörleri başta olmak üzere topyekün tüm sektörleri bu durumla uyumlu çalışma içerisinde olmuştur. Ancak özellikle son yıllarda bu iki lokomotif sektörümüzün dünya ile rekabeti ve iş yapma kapasitesi giderek bozulmalar yaşamıştır. Antalya ihracatı geçmişte 1 milyar 200 milyon (ABD) dolarlık rakamları gerçekleştirmiştir. Üstelik toplam ihracatı içerisinde tarımın payı o dönemlerde yüzde 55 gibi yüksek bir oranı da yakalamıştır (2009). Keza yaş meyve sebze ihracatı da toplam ihracat içerisinde yüzde 45’lik payları da gerçekleştirmiştir.”

ANTALYA ÜNÜNÜ KAYBEDERSE ÜRETTİĞİNİ PAZARLAYAMAZ

Antalya ekonomisinin dumura uğradığını, bunun tarım ve turizmle sınırlı olmadığını belirten Ali Çandır, ticaretten konuta, dayanıklı tüketim malları tedarikçiliğinden taşıt kiralama hizmetlerine kadar hissedilen dumur halinin finans sektörünü sarabileceği uyarısında bulunan Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

“1 milyar dolar eşiğinin altında bir ihracat rakamı ile hem de tarım payı yüzde 41’e düşmüş, yaş meyve sebze payı yüzde 31’e düşmüş bir ihracat performansı ile karşı karşıya kalıyoruz. Turizmdeki ve istihdamdaki kayıplar hepinizin malumudur. Antalya ekonomisinin bu dumura uğrama hali, yalnızca kentimizin ağırlıklı faaliyet alanı konumundaki tarım ve turizmde yaşanmamaktadır. Antalya’daki ticaretten konuta, dayanıklı tüketim malları tedarikçiliğinden taşıt kiralama hizmetlerine kadar hissedilen bu dumur halinin finans sektörünü sarıp sarmalaması da çok uzak değildir. Kentimizin finansal açıdan mevcut ekonomik destek paketleriyle bu sarmaldan çıkması güçtür. Paketler önemli ve bir iyi niyet işaretidir. Ancak devletimizin ülke ölçeğinde Antalya açısından etkisi hafifletilmiş olarak açıkladığı destekler Antalya’nın işsizlik, çek, senet, kredi ve mevduat rakamlarına yansımamaktadır. Kentimizin mikro düzeyde iyi bir planlama ile tüm sektörlerini kapsayacak Antalya Yaklaşımı niteliğinde desteklere ihtiyacı bulunmaktadır. Eğer Antalya turizm açısından ününü kaybeder, tarımda ürettiğini pazarlayamaz, sanayideki dişlilerini döndüremez ve hizmet sunamaz ise 1980 ve 1990’lı yıllarda yakalamış olduğu avantajlarını, dezavantaj olarak ülkemizin tüm yerleşim noktalarına aktarmak zorunda kalacaktır. Çünkü ülkemizin vitrini konumunda olan, yılın 12 ayı yerli ve yabancı milyonlarca misafire ev sahipliği yapan ve net olarak 80 ilimizden mal alan Antalya durursa Türkiye durur.”

TARIM RUSYA DAN MÜJDELİ HABER BEKLİYOR
Rusya ile yaşanan sıkıntıdan Türkiye ekonomisi 1 birim etkilenirken, Antalya’nın 2 birim etkilendiğine dikkat çeken Çandır, “Rusya Federasyonu ile 9 Ağustos’taki üst düzey görüşmeler bir nebzede olsa morallerimizi yerine getirmektedir. Yine, dün charter uçuşların resmi olarak açılması haberi hepimizi memnun etmiştir. Ancak aynı müjdeli haberleri tarım sektörü içinde beklediğimizi ifade etmek isterim. Çünkü üreticiler ve üyelerimiz bu yasağın bir an evvel kaldırılmasının 2017 yılına pozitif yansıyacağını ifade etmektedirler” dedi.

YAŞ MEYVE SEBZE SEKTÖRÜNDEKİ DÜZENLEME OLUMLU YANSIYACAK
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi nin yaş meyve ve sebze piyasanın düzenlenmesi için çalışmalarını olumlu bulduğunu ifade eden Ali Çandır, şunları söyledi
“Bu çalışmalardan dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Sizlerinde bildiği üzere, Borsamızda bu konuda birçok toplantı yaptık ve hemen hemen her komite toplantımızda da bu konu hakkında görüş alış verişinde bulunduk. Yaş meyve ve sebze fiyatının ucuzlaması için, üretim alanında üreticinin standarlara uygun paketleme yapması oluşan zaiyat oranlarını önemli ölçüde düşürecektir. Bu da fiyatlara olumlu yansıyacaktır. Bu sistemin kurulabilmesi içinse üretici örgütleri ve kooperatiflere aktif roller yüklenmelidir. Maliyeti etkileyen bir başka unsur ise tarım sektöründeki uzun vade yapısıdır. Vade yapısının uzun olması doğal olarak finans giderlerini arttırdığından maliyetlere yansımaktadır. Özellikle tarım girdi piyasasındaki vadelerin girdi fiyatlarına yüzde 20-30 arasında bir yük getirmektedir. Bu konuya da bir çözüm üretilmesi yaş meyve ve sebze fiyatlarına olumlu yansıyacaktır.”

Ali Çandır, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlarken, “Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi. Çandır, yaklaşan Kurban Bayramı’nı da kutlarken, “Bayramın bütün insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum” dedi.

DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ İÇİN 20 BİN TL
Meclis te, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nden gelen 15 Temmuz Dayanışma Kampanyası konulu yazı üyelerle paylaşılırken, Meclis üyeleri 15 Temmuz Dayanışma Kampanyasına 20 bin TL yardım yapma kararı aldı.